

Bu Ay : 526
|
|
Anasayfa /
Isparta /
İlçeler /
Atabey / tarihce
Agros, M.Ö. 1900-1200 tarihleri arasında Hititler, M.Ö. 1200-696 tarihleri
arasında da Friglerin egemenliğinde kalmıştır. M.Ö.587 yılında kurulan Lidya,
kral Alyot döneminde psidya’yı egemenliğine aldı. Ancak bu dönem de psidya özerk
olarak kaldı. Lidya kralı Krezüs’ün Pers kralı Kurus’a yenilmesinden sonra bölge
Perslerin egemenliğine girdi.
Büyük İskender (Makedonya) Dönemi: M.Ö.354 yılında Anadolu’ya giren İskender
kuzeye yöneldi ve Psidya'yı aldı. Buraya Kumandanlarından Nearkhos'u atayarak
yoluna devam eden İskender. fetihleri dolayısıyla Yunan, Doğu Akdeniz ve Ön Asya
Uygarlıkları birbirleriyle karşılaşıp etkileştiler, İşte M.Ö.334-50 yılları
arasındaki egemen olan bu karma uygarlıklar dönemine Hellenistik çağ denir.
İskender’in çok genç yaşta ölümü üzerine imparatorluk parçalanarak üç ayrı
krallık kuruldu.
Bunlardan biri olan Asya Krallığı (M.Ö .331-64 ) nın payına Anadolu, Suriye,
Filistin, İran düştü. Dolayısıyla bölgemiz olan Psidya da bu sınırlar içinde
kaldı. Asya kralları genellikle Seleukos sülalesinden geldikleri için
egemenlikleri altındaki yerlere Seleukeia adını vermişlerdir. Seleukos Krallığı
zamanında önem kazanan Pisidia bölgesinde Sagalassos, Selge ve Antiocheia gibi
büyük kentler kuruldu.
Seleukia Sidera (Bayat ), Agrai (Atabey), Göndürlü'de Seleukoslar tarafından
kurulan Pisidia bölgesi kentlerinden biridir. Seleukea Sidera (Bayat) kentinin
bugün kurumuş olan, Tounas dağından doğup güneye akan ve Agrai (Atabey) den
geçen Oraendos nehri üzerinde olduğu sikkeler üzerinde yer alan nehir tanrısı
tasvirlerinden anlaşılmaktadır, kentin kuruluş tarihi kesin değildir.
Kimi tarihçiler Kentin 1.Seleukos Nikator (M.Ö.31-28) kimide oğlu I. Antiochos
Soter (M.Ö.280 -261) tarafından kurulduğu ileri sürülmektedir. Kentin adı
İmparator Claudio döneminde Claudlo Sidera olarak değiştirilmiştir. İmparatorun
büyük bir heykeli de kente dikilmiştir.
Kentin asıl gelişme döneminin Roma imparatoru Cladius zamanında olduğu
anlaşılmaktadır. Kent bilmediğimiz bir tarihten sonra da tekrar eski adıyla
anılmaya başlanmıştır. Kentin isminin sonundaki Sidera eki "Demirden" anlamına
gelmektedir.
St. Poul'ün kenti ziyareti sırasında öğretilenlerden etkilenen Artemon din
değiştirerek Hıristiyanlığı benimsemiş ve Seleukea I ve Agrainin ilk piskoposu
olmuştur.
Selefli kral Antiokhos III Megas (Büyük)(M.Ö.223-187) Romalılarla yaptığı
savaşta büyük bir yenilgi alması sonucu bütün topraklarını Romalılara verdi.
Ancak Romalılar bu yerleşim birimlerini büyük yardımlar gördükleri Bergamalılara
hediye ettiler. Son Bergama kralı Attalos ölmeden önce Psidya bölgesinin
Romalılara verilmesini vasiyet ettiği için bölge tekrar Romalılara geçmiş oldu.
Psidya Romalılar döneminde en gelişmiş çağını yaşadı. Bölgede Roma devri M.S.395
e kadar sürdü. Bu tarihte Roma imparatorluğunun Doğu ve Batı Roma olarak ikiye
ayrılması sonucu Psidya Doğu Roma (Bizans) payına düştü, Ancak Bizans'ın ilk
döneminde halk Seleukela Sidera'yı terk ederek toplu halde Agrea'ya (Atabey)
yerleşti.
Selçuklular Döneminde Atabey: Atabey, 1205 yılında I. Gıyaseddin
Keyhusrev'in Başkomutanı Bölge fatihi Mübarizeddin Ertokuş tarafından
Bizanslılardan alınarak Türk egemenliğine girmiştir. Atabey'in Selçuklular
dönemini incelemeden önce ATABEY isminin nereden geldiğine bir göz atalım.
Birincisi Selçuklu sultanları tarafından vilayet veya bolgelerde deviet işlerini
yönetmek için tam yetki verilen vezir yada beylere, ikincisi, Selçuklu
sultanlarının ileride tahta gelecek olan şehzadeleri yetiştirmek üzere devlet
işlerini çok iyi bilen eğiticilere verilen unvanlardır. Atabey'in fatihi
Mübarezeddin Ertokuş Gazinin bölgenin subaşısı olduğu da göz önünde bulundurulsa
birinci seçenekteki Selçukluların bölge komutanlarına verdiği unvandan geldiği
anlaşılır. Nitekim Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün 3 Mart 1930 yılında Kuleönü
tren istasyonundan geçerken Atabey'i işaretle yanındakilere "Atabey, Selçukluların
kumandanlarına verdiği unvandır" demesi de Atabey isminin bu kaynaktan geldiğini
kesinleştirmektedir. Günümüzde bir çoğu halen daha kullanılmakta olan mahalle
isimlerini şöyle sıralayabiliriz. Carni, Alaca, Sökrnen, Zeyneddin, Yunus halife,
Sohrap, Sinan, Pazar, Onaç, Akkoca ve Çomakcıdır. Ertokuş daha sonra I. Gıyaseddin
Keyhusrevin komutanı olarak Antalya'yı fethetti ve 1207 yılında Antalya
Subaşılığına atandı. 1224 yılında Atabey'de bir medrese, Gelendost da bir
kervansaray ve Antalya'da da bir Cami yaptırdı. Moğol istilalarından sonra
Anadolu Selçuklu devleti çok zayıflamıştı. Bundan yararlanan Uç beyleri
bağımsızlıklarını ilan ettiler. Göller bölgesinde Hamitoğulları Beyliği
kuruldu (1300) Uluborluyu başkent ilan ettiler. Ancak 1423 yılında bir
Osmanlı saldırısı ile Hamitoğulları beyliği tarih sayfalarından silindi.
Osmanlılar Döneminde Atabey: Selçuklular döneminde bayındır
bir bilim merkezi Atabey, Osmanlılar döneminde de devlet tarafından
büyük ilgi görmeye devam etmiştir. Selçuklular dönemindeki mahallelere
ilave olarak Haraplar, Koyaklar Gezirler, Ebçem, Çakıcı, Emeti, Paşa ve
Altunba adında 8 mahalle daha eklenmiş böylece Atabey'in mahalle sayısı
21 ulaşmış olup nüfusu yaklaşık 9 bin civarında idi. O tarihte merkez
nüfusuyla karşılaştırıldığında Atabey'in nüfus yoğunluğunun ne kadar
fazla olduğu anlaşılır.
Atabey halkı bu dönemde ipek dokumacılığı, dokumacılık ve sanat alanlarında
hayli ilerlemiş durumda idi. Ayrıca bu bölgemizde ilim alanındaki gelişmeler
de çok belirgindir. Nitekim Ayasluğ Çelebisi Molla Muhammet Hoca Zade
Musluhiddin, Molla Ayas, Yakup Hamidi, Küçük Tacettin, Molla Şemseddin,
Gazali gibi Osmanlı döneminin pek çok ünlü bilginleri Atabey'de ya
öğrencilik yada Müderrislik yapmışlardır.
Atabey ekonomik olarak da bu dönemde hayli ilerlemeler kaydetmiştir.
Katip Çelebi Cihannüma adlı eserinde Atabey'den "Agros namı diğer Agrasa
bir ovada vakidir. Ahalisi ehli sanat ve bezirgandır." diyerek Atabey'in
o devirdeki sosyo ekonomik durumunu özetlemiştir. Ancak daha sonra baş
gösteren Celali isyanları, kuraklık ve kıtlık, salgın hastalıklar,
eğitimdeki gerileme, makineleşmeye paralel olarak el sanatlarının
azalması gibi sebeplerden halk başka yerlere göç etmiş ve nüfus hızla
gerilemiştir .Ayrıca tütün tarımının ilerlemesi diğer el sanatlarına
olan ilgiyi yok etmiştir ve sanatkar halk diğer bölgelere göç etmek
zorunda kalmıştır.
1868 yılında Agros Kütahya'ya bağlı bir kaza, 1870 yılında Senirkent’e
bağlı bir köy ve 1908 yılında ise Bucak olmuştur ve ilk belediye teşkilatı
kuru!muştur. 1921 tarihinde T.B.B.M. ye verilen bir önerge neticesi
Agrostaki Medreseyi kuran büyük Selçuklu komutanı Atabey Ertokuş'a bir
şükran borcu olarak ismi ATABEY olarak değiştirilmiştir.
Ertokuş Medresesi: Atabey'in Müftü Mahallesindedir. Medrese
çağdaşları arasında günümüze en sağlam ve değişikliğe uğramadan
ulaşabilenlerden biridir. Bunun sebebi de 700 yıl aralıksız eğitim
ve öğretim merkezi olarak kullanılmış olmasındadır. Medresenin
giriş kapısının üst kısmında şu kitabe bulunmaktadır.
Sultan Adına; BU MEDRESENİN YAPILMASINI, DİN VE DÜNYA BÜYÜĞÜ,
FETİHLER BABASI, MÜMİNLERİN EMİRLERİNİN YOL GÖSTERİCİSİ KEYHÜSKEV'İN
OĞLU SULTAN ALAADİN KEYKUBAT GÜNLERİNDE ALLAH TEALA'NIN RAHMETİNE
MUHTAÇ VE ZAYIF KULU ABDULLAH OĞLU ERTOKUŞ EMRETTİ.
SENE MÜBAREK RAMAZAN AYI 1224; Medreseye Ertokuş Gazinin ölümünden
sonra defnedildiği bir türbe yaptırılmıştır. Atabey Selçuklu ve Osmanlı
tarihi içinde, 700 yıl süren bir dönemde, İmparatorluk çapında seçkin
ve saygın bir yer alabilmiş ise bunu yalnız ve yalnız bir ilim merkezi
olan Medresesine, daha doğrusu Ertokuş'a borçludur. Çünkü Medresede
pek çok ünlü müderrislik (profesörlük) yapmış ve bu Medresede ileride
Fatih Sultan Mehmet'in Hocalığını yapacak Müderrislerle bir çok şair,
bilgin, devlet ve din adamı yetiştirmişlerdir. Ayasluğ Çelebisi
Molla Muhammed, Şair ve Müderris Gazali, Yakup Hamidi, Küçük Tacettin,
Mevlâna Ahmet Efendi, Veli Efendi, Afifi, Paşa Efendi vb. bunlardan
sadece bir kaçıdır.
Birçok fermanlarda ve şer-i ilamlarda "Agros Medresesinin tasdiki ile"
kaydının bulunması, Medresenin ilim bakımından ülke çapında ne derecede
önem taşıdığını anlatmaktadır.
Öğretime başladığından itibaren Medresede Hadis ilmi, Kelam ilmi, İslam
felsefesi, İslam Hukuku, Tefsir ilmi gibi din ilimlerinin yanında
ağırlıklı olarak Matematik, Fizik, Astronomi, Tıp, Felsefe, Coğrafya
ve Benzeri pozitif ilimler okutulmuştur.
629 Yıl önce yazılan Medresedeki bir kitapta gösterilen Ay ve Güneş
tutulması şekilleri, bugünkü okutulan Astronomi kitaplarındaki
bilgilerin aynıdır. Tip alanında da birçok hastalık bugünkü dille
tanımlanmış ve çareleri de belirtilmiştir. Medresenin yapımında
Bizanslılardan kalma tas ve malzemeler kullanılmış olmakla beraber
hiçbir bağnaz düşünceye kapılmadan taşlar üzerinde bulunan heykel,
figür ve yazılara en küçük bir zarar dahi verilmemiştir.
Medresede eğitim öğretim görecek fakir öğrencilerin masraflarını
karşılamak üzere kurduğu vakfa Atabey'i tüm mülkiyeti ile bağışladı. |
|
|

|